MAKALELER

Yenidoğan Sarılığı

Sarılık, yenidoğan döneminin en sık rastlanan sorunlarından biridir. Kan ve dokularda aşırı miktarda bilirubin maddesinin birikmesinden kaynaklanır. Yaşamın ilk haftasında ortaya çıkan geçici bilirubin yükselmesi fizyolojik sarılık olarak adlandırılır. Bilirubin, başlıca alyuvarlarda oksijen taşıyan protein olan hemoglobin’in parçalanması sonucu açığa çıkan “hem” isimli bir maddenin metabolizması sonucu oluşur. Fetusta bilirubin plasenta aracılığıyla vücuttan atılır. Doğumdan sonra ise bu görevi karaciğer ve böbrek kendisi üstlenir. Sarılık bilirubinin aşırı miktarda yapımı, vücuttaki metabolizması veya vücuttan atılımındaki aşamalarda meydana gelen bozukluktan kaynaklanır. Yenidoğan bebeklerin % 97’sinde sarılık görülür. Çünkü bebeğin olgunlaşmamış karaciğerinin metabolize edeceğinden fazla bilirubin üretimi vardır. Ancak sarılığın gözle görülür hale gelmesi için bilirubinin kanda belli bir seviyenin üstüne çıkması gerekir.Bebeklerin üçte ikisinde bilirubin bu seviyelerin altında kaldığından sarılık çoğunlukla fark edilmez.

Fizyolojik sarılık yaşamın 3. gününde başlar 5-6.günlerde en yüksek düzeye ulaşır ve 10 gün içinde kalıcı bir etki bırakmadan normale döner. Prematüre bebeklerde ise bu yükselme 5-10. günlerde görülür ve normale dönmesi 4 haftaya kadar uzayabilir.
Irk, beslenme şekli, doğumdaki gebelik yaşı, ailevi etkenler,annenin hastalıkları ve anneye verilen ilaçlar gibi faktörlere bağlı olarak sarılığın şiddeti ve süresi değişebilir.
Anne sütü ile beslenen bebeklerde mama ile beslenen bebeklere göre daha yüksek oranda sarılık görülmektedir. Anne sütü sarılığı 3-12 haftaya kadar uzayabilir. Anne sütü sarılığı tanısının konması için sarılığa yol açan patolojik nedenleri dışlamak gerekir. Bu aşamada anne sütünü kesmek doğru değildir.

Fizyolojik sarılık ve anne sütü sarılığı dışında yenidoğan sarılıklarının en sık görülen nedenlerinden biri dekan uyuşmazlığıdır. Anne ve bebek arasında kan uyuşmazlığı olduğunda annede bebeğin kan grubuna karşı antikorlar gelişir. Anne kanında oluşan bu antikorlar plasenta yoluyla bebeğe geçer ve bebeğin alyuvar hücrelerinin parçalanmasına yol açar. Bunun sonucunda açığa çıkan fazlaca bilirubin bebekte sarılık ortaya çıkmasına neden olur. Sarılık Rh uygunsuzluğuna bağlı kan uyuşmazlığında ciddi boyutlara ulaşabilir. (Bilindiği gibi anne Rh (-), bebek Rh (+) olduğunda Rh uygunsuzluğundan söz edilir. Genellikle ilk çocukta sorun oluşmaz. Doğumdan hemen sonra annede oluşan antikorları bloke etmek için “Rhogam” adıyla bilinen aşılama uygulanır. İlk doğumdan sonra bu aşı yapılmazsa ikinci çocukta ağır tablolar gelişebilir.)

Diğer bir kan grubu uyuşmazlığı da ABO uyuşmazlığıdır. Rh uygunsuzluğuna göre daha hafif bir tabloya yol açar. Annenin kan grubu O, bebeğin kan grubu ise A, B veya AB’dir. Rh uygunsuzluğunun aksine ilk bebekte de sarılığa yol açabilir. Doğum yapacak olan annelerin kan gruplarının tayin edilmesi, Rh (-) ve O grubu annelerin belirlenmesi ve bebeklerin kan uyuşmazlığı yönünden takip edilmesi gerekir.

Ayrıca çok nadiren safra yollarının tıkanıklığı veya yokluğu veya karaciğerde bilirubini metebolize eden enzimlerin genetik eksikliğine bağlıda sarılık oluşabilir. Mekanik tıkanıklıklarda cerrahi tedavi, enzim eksikliklerinde ise tibbi tedavi yapılır.

Normal yenidoğanda sarılığın 2 haftadan uzun sürmesi uzamış sarılık olarak adlandırılır. Bu durumda bazı hastalıkların araştırılması gerekir. Bunlar içinde en önemli olanlarından birisi tiroid bezinin az çalışması veya yokluğu olarak bilinen “hipotiroidi” dir. Uzamış sarılıklarda hipotiroidi mutlaka araştırılmalıdır. Aksi taktirde tanı ve tedavi gecikirse bebekte zihinsel gelişim geriliğine yol açar.

Yenidoğan sarılığının en korkutucu komplikasyonu bilirubinin beyin ve sinir dokusunda yol açtığı kalıcı tahribattır. Bu tahribatın önlenmesi amacıyla bilirubin değeri belli bir düzeyin üstüne çıktığında “ışık tedavisi” olarak da bilinen “fototerapi” tedavisi uygulanır. Işık tedavisinin yeterli olamadığı daha ağır sarılık durumlarında ise kan değişimi yoluyla bilüribin vücuttan uzaklaştırılır. Bilirubin seviyesi riskli düzeyin altındaki bebekler ise doktor kontrolünde takip edilmeli ve gerekli durumlarda müdahale edilmelidir.

BENZER KONULAR

Yorum Yap