MAKALELER

Anaokulu ve Kreş Hastalıkları

2-4 yaşları çocukların enfeksiyonlara ve mikrobik hastalıklara sık olarak yakalandıkları bir dönemdir. Farklı birçok hastalığın çocukları tehdit ettiği bu dönemde ilaç kullanımı konusunda bilinçli davranmak çok önemlidir.

Kreş ve anaokulu döneminde çocukların daha sık hastalandıkları bir gerçek.Değişik ortamlardan gelen ve değişik bakteri florası taşıyan çocuklar kendilerindeki bu mikropları arkadaşlarınıda bulaştırırlar. Sürekli olarak birbirlerine hastalık bulaştıran çocukların aileleri de bu durum karşısında tedirgin oluyorlar. Çocukların fazla hasta olmaması için öncelikli olarak bazı önlemlerin alınması gerekiyor: “Güncel aşı kayıtları da dahil olmak üzere, çocuklar ve çalışanların aşı kartlarının incelenmelidir. Çocuklara tuvalet kullanımı ve tuvalet eğitiminde hijyenik temiz işlemleri benimsetilmelidir. Enfeksiyondan korunmada en önemli unsur olan el yıkama alışkanlığı kazandırılmalıdır. Ortam temizliği ve çocuklar ile görevlilerin kişisel hijyeni sağlanmalıdır. Yiyecekler temiz şekilde bulundurulmalıdır. Bulaşıcı hastalıklar sıkı bir şekilde izlenmeli ve ailelere bildirilmelidir.”

Sık görülen hastalıklar ve tedavileri
Kreş ve anaokulu döneminde çocuklarda üst solunum yolu (soğuk algınlığı veya nezle, grip, akut boğaz enfeksiyonu, krup (Öksürüklü hastalık), kulak iltihabı, idrar yolu enfeksiyonu, bronşiolit, ishal gibi enfeksiyonlar en sık karşılaşılan hastalıkların başında geliyor.

Grip
Gripte birden başlayan ve çoğunlukla üşüme-titreme ile birlikte olan ateş, baş ağrısı, halsizlik, yaygın kas ağrıları ve balgamsız bir öksürük görülüyor. Daha sonra boğaz ağrısı, burunda tıkanıklık ve akıntı ile öksürükten oluşan solunum yolu bulguları ortaya çıkıyor. Grip salgını en çok okul çağında görüldüğü için girip aşısı bu dönemde özelikle öneriliyor. 9 yaşından küçük ve grip ile temas deneyimi kısıtlı çocuklarda tatmin edici bir yanıt alabilmek için 1 ay ara ile 2 doz aşı uygulanması gerekirken. 6 ay-35 ay arasında çocuklara grip aşısı yarım doz yapılıyor. Gribin tedavisinde ise kesinlikle antibiyotiklere yer yokur. Bol sıvı alınması, istirahat ve burun tıkanıklığını ve akıntısını hafifletecek; serum fizyolojik (okyanus suyu) spreyleri kullanılması tavsiye edilir. Ateş ve ağrı eşlik ediyorsa ilaçlar hekim kontrolünde kullanılabilir.

Soğuk algınlığı-nezle:
Soğuk algınlığı, gripten farklı olarak daha hafif seyirli bir tablo çiziyor. Soğuk algınlığına çoğu zaman koyu kıvamlı bir burun akıntısı görülüyor. Tedavide grip ile aynı yaklaşım uygulanıyor.

Boğaz enfeksiyonu (Akut tonsillit,farenjit):
A grubu streptokok enfeksiyonları (Hal arasında beta mikrobu olarak bilinir)olarak adlandırılan bu hastalıklar çocukluk yaş grubunda özellikle önem taşıyor ve bu bakterinin yol açtığı klinik durumların başında akut tonsillofarenjit (boğaz ce bademcik) enfeksiyonu geliyor. Bazı hastalarda, özellikle de tedavi edilmeyenlerde kulak iltihabı, sinüzit, bademcik apsesi ve boyundaki lenf bezlerinin iltihabı gibi komplikasyonlar gelişmesi mümkün. Ancak streptokok üst solunum yolu hastalığının en büyük tehlikesi, tedavi edilmediğinde akut eklem-kalp romatizması ve akut glomerulonefrit adı verilen böbrek hastalığının sonradan ortaya çıkabiliyor. A grubu streptokok farenjit tanısı koyarken, klinik bulguların yanında uygun laboratuar testlerinin (boğaz kültürü) de yapılması gerekir. Boğaz kültüründe A grubu streptokok veya tonsillit veya farenjite yol açtığı bilinen başka bakteriler saptanmadığında antibiyotik tedavisi verilmemelidir. A grubu streptokoklara bağlı tonsillofarenjit tedavisinde penisilin ilk kullanılacak ilaç olmayı sürdürmektedir. Hastalık taşıyan çocuklar uygun tedaviye başlandıktan en az 24 saat sonrasına kadar okul ya da bakımevinden uzak tutulmalıdır.”

Kulak iltihabı (Otitis media)
Büyük çocuklarda ateş, kulak ağrısı, soğuk algınlığı bulguları görülürken, küçük çocuklarda ateş, huzursuzluk, iştahsızlık, kulak ile oynama bulgular veriyor. Kesin tanı için kesinlikle doktora gidilmesi gerekiyor.

Sinüzit
10-14 gün süreyle düzelme görülmeyen burun akıntısı ve gündüz öksürükleri, ateş, baş ağrısı gibi belirtilerle ortaya çıkıyor. Tedavide uzun süreli antibiyotik kullanılıyor(2-3 hafta antibiyotik).

İshal (Gastroenterit):
Günde üçten fazla sulu dışkılama, ateş, bulantı-kusma, halsizlik, iştahsızlık ile belirtileriyle görülüyor. Çeşitli virüs, bakteri ve parazitler ishal etkeni arasında yer alıyor. İshal ile karşılaşıldığında, sıvı kaybının olup olmadığına bakılmalı ve bol sıvı tüketilmeli. Ağız kuru, göz yaşı azalmış ve aşırı halsizlik saptanırsa, ağızdan sıvı verilemiyorsa acilen doktora başvurulması gerekiyor. Dışkı analizine göre ishalde nadiren antibiyotik tedavisi uygulanıyor. Eller çok iyi yıkanmalı, çocuk alt bezleri özel poşetlere sarılarak atılmalı, klozet kullanıyorsa, çamaşır suyu ile her defasında klozet temizlenmeli.
Antibiyotik kullanıma dikkat!

Çocuklukta görülen birçok hastalığın tedavisinde antibiyotik sık başvurulan bir yol olmayabilir. Oysa aileler çoğu kez çocuk her rahatsızlığında antibiyotiğe sarılıyor. Sık antibiyotik alan çocukların dirençli bakterilerin taşıyıcısı olma olasılıkları yüksektir. Dirençli bir bakterinin taşıyıcısı olup, o bakteriye bağlı enfeksiyon geçirenlerde antibiyotik tedavisinin başarılı olma şansı düşüktür. Bu nedenle pek çok basit üst solunum yolu enfeksiyonlarında (soğuk algınlığı ve öksürük gibi) antibiyotiğe başlamadan, hastayı sık kontrollere çağırmak tercih edilmelidir. Aynı zamanda kullanılan antibiyotikler; dişte lekelenme ishal, mantar enfeksiyonu, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarında geçici bozukluklar yapabilmektedir. Unutmamalıdır ki ,doğru endikasyon ile, yeterli dozda ve sürede antibiyotik kullanımı hayat kurtarabilir.”

BENZER KONULAR

Yorum Yap